Resim Yok
Vermeyince Mabud Neylesin Sultan Mahmud

Vermeyince Mabud Neylesin Sultan Mahmud

Vaktiyle Sultan Mahmut tebdili kıyafet eyleyip çarşı pazar gezermiş. Bu gezmelerin birinde bir demirciye rastlamış.

Demirci bir yandan demir dövüyor, bir yandan da tıkandı da tıkandı, tıkandı da tıkandı  diye kendince söyleniyormuş. Sultan Mahmut merak edip yanına varmış:

– Hayırdır baba ne tıkandı diye sormuş. Adam:

– Uzun hikaye evlat diyerek yine başlamış tıkandı da tıkandı, tıkandı da tıkandı diye.

Sultan Mahmut iyice meraklanmış baba sultan Allah aşkına anlat, dinlerim. Öyle diyince adam başlamış anlatmaya:

-Evlat bir gece rüyamda sayısız çeşme gördüm, çeşmelerin her biri farklı bir şekilde akıyordu.

Kimi görül görül, kimi sicim gibi. Bu nedir diye sordum, nasip çeşmesidir dediler. Hele biri vardı ki çağlayan gibi meğer o padişahın çeşmesiymiş. Biri de vardı ki damla damla akıyordu.

Bu kimin diye sordum senindir dediler. Elime orada bulduğum odunu alıp ağzını kanıkmaya başladım.

İstedim ki benim nasip çeşmem de gürül gürül aksın. Odun çeşmenin ağzında tıkanıp  kırılmasın mı. Çeşme artık damlamaz da oldu.

İşte o gün bugündür hiç bir işte dikiş tutturamadım tıkandı da tıkandı. Bu hikaye Sultan Mahmut‘un çok hoşuna gitmiş.

Saraya gidince bir tepsi baklava hazırlatmış, her baklava diliminin altına bir altın yerleştirerek tıkandı babaya yollamış.

Tıkandı baba baklavayı alınca çok mutlu olmuş. Bu hediyeyle birlikte nasip çeşmesinin açıldığını düşünmeye başlamış ama baklavaları da yemeye kıyamamış.

Düşünmüş ki bu bir tepsi baklavayı satsa bir haftalık ihtiyacı çıkacak . Gitmiş pazarda o bir tepsi baklavayı satmış. Padişah bu haberi duyunca gülmüş ve ona içi altın dolu bir hindi gönderilmesini emretmiş.

Tıkandı baba hindiyi alınca baklavayı satın alan uyanık komşusu hindiye de talip olmuş ve onu da tıkandı babadan satın almış.

Bu haberi alan padişah Sultan Mahmuttıkandı babanın geçtiği yolları altın ile döşeyin diye emretmiş. Tıkandı baba yolda bir altın bulunca sevinçle eve dönmüş.

Padişah bu haberi de alınca, tıkandı baba hakikaten tıkanmış diyerekten onu saraya çağırtmış.

Hazine dairesinin kapısını açıp tıkandı babanın eline bir kürek tutuşturup, daldır bakalım nasibine ne gelirse, o sendir demiş.

Tıkandı baba karşısında yükselen altınları görünce o kadar heyecanlanmış ki küreği ters daldırmış ve küreğin arka kısmında kala kala sadece bir altın kalmış.

Bu manzarayı gören padişah Sultan Mahmut, işte hepimizin bildiği dilden dile dolaşan o vecizeyi söylemiş:

-Vermeyince Mabud neylesin Sultan Mahmut!