Resim Yok
Şanslı Çizmeler

Şanslı Çizmeler

General şehirdeki en büyük ve en güzel eve sahipmiş. Bu yüzden bir eğlence düzenlediğinde herkes gelirmiş. Danışman:- Ooo! Tabi ki hayır! Kral Hans dönemi tarihin en büyük dönemiydi. O dönemde herkes huzurlu ve basit bir hayat yaşardı. İnsanlar bugün birbirlerini umursamıyorlar! General:- Ben sana katılmıyorum. Çevremiz gelişmeye ve büyümeye devam etmelidir. Ayrıca günümüz insanı umursuyor! Bakın parti için bir sürü konuk geldi. Onlar beni umursuyorlar.

Danışman bu evde hiç kimsenin ev sahibini umursamadığını biliyormuş. Herkes gittikten sonra generalin bu büyük evde yine yalnız kalacağını bilmiyormuş. General:- Evet şu an meşguller ama benim için geldiklerine eminim! Yemek için burada değiller. Hizmetçi:- Efendim maalesef hiç bardağımız kalmadı.

General:- Ne bardağımız mı kalmadı! Hizmetçi:- Diyorum ki konuklarımız için hiç bardağımız kalmadı! General:- Ahh! Ne dediğini biliyorum! Hizmetçi:- Ama siz dediniz ki… General:- Anladık! Depo odasındaki yeni bardakları getir o zaman! Hizmetçi:- Evet efendim emredersiniz! Depo odası, evin en karanlık odasıymış. İstenmeyen şeyler burada tutulurmuş.

Ama generalin evinin depo odasında o gece başka bir şey daha varmış. Küçük Peri:- Ooo! Ha ha ha! Başım döndü. Yaşlı Peri:- Tabi! Daireler çizerek uçmanın baş döndüreceğini kim bilebilirdi? Ahh! Küçük Peri:- Ne oldu sana? Yoksa başın mı ağrıyor?

Senin de mi başın fırıl fırıl döndü? Yaşlı Peri:- Ahh! Niye sana bebek bakıcılığı yapmak zorunda kalıyorum? Sen Talih’in yardımcısısın! Benim değilsin! Bu resmen haksızlık! Küçük Peri:- Yaa! Çok özür dilerim! Ama biliyorsun Talih tatile çıktı! Ben o dönene kadar onun yerine bakıyorum sadece! Bana şöyle bir şey söylemişti ‘Talihin özenle korunması gerekmektedir’. Yaşlı Peri kızarak:- Talihin özenle korunması gerekirmiş! Küçük Peri:- Ha ha ha… Evet!

Ayrıca haberin olmayabilir ama bugün benim doğum günüm. Yaşlı Peri:- Yaa! Tamam! Öyleyse bugün ilginç bir şey yapalım! Küçük Peri:- Ooo! İyi ki söyledin onu! Ben bir şey düşündüm bile. Odaya birden evin hizmetçisi girmiş ve küçük peri sihirli çubuğuyla talihli çizmeyi ortaya çıkarmış ve masanın üzerine koymuş bunu ilk defa burada gören hizmetçi hemen çizmeleri alıp dışarı çıkıvermiş.

Yaşlı Peri:- Bir dakika! Neydi onlar? Ben onları depo odasında daha önce görmedim! Küçük Peri:- Onlar benden insanoğluna birer hediye! Biliyor musun onlar sıradan çizmeler değil! Onlar talihli çizmeler! O çizmeleri her kim giyerse bütün dilekleri gerçek olur.

Yaşlı Peri:- Ne dedin! Küçük Peri:- Ne? Ne oldu? İyi bir şey değil mi? Yaşlı Peri:- Hayır! Bence bu çok kötü bir fikir! Sorundan başka bir şey doğurmaz hem de büyük sorunlar! İnsan ne istediklerini bilmez! Ne dilediklerini hiç dikkat etmezler! Küçük Peri:- Ooo! Sen çok fazla düşünüyorsun. Bu iyi bir şey olacak göreceksin! Yaşlı Peri:- Evet görecem! Sende göreceksin! Salondaki konuklar evden ayrılmaya başlamışlar! Danışman ayakkabısını giyerken ayakkabıların karıştırmış ve o çizmeleri giymiş. Yaşlı Peri:- Ne! Hayır hayır! Onlar senin çizmelerin değil! Baksana seninkiler şurada! Ama çizmeler kendi sahiplerini seçermiş.

Danışman:- Ahh! Harika! İşte bende bundan bahsediyordum! Hiç kimse bu şehri önemsemiyor, birbirlerini de! General çok yanılıyor! Keşke Kral Hans’ın olduğu döneme geri dönebilseydim! Yaşlı Peri:-Ahh! Bu cümleyi hiç söylememesi gerekirdi! Danışman:- Ahh! Ama bu haksızlık! Caddenin yanında bu kadar büyük bir çukur olabilir mi? Ayakkabılarımı temizlemem lazım şimdi! Ne! Kaldırım nereye gitti? Yanlış sokağa mı saptım? Bir dakika yağmur ne zaman dindi?

Oradan atla geçen bir askere danışmana çarpmış. Asker:- Nereye gittiğine dikkat etsene be adam! Danışman:- Asıl sen dikkat et! Caddenin ortasında at binmemen gerekir senin! Kaç yaşında bu adam? Ne giymiş üstünde öyle? Herhalde maskeli baloya gidiyor! Orada herkes eski insanlar gibi giyinir! Beni çağırmadıkları bu maskeli balo, nerede acaba?

Danışmanın yanına bir asker daha gelmiş ve demiş ki:-Üstünde zırh olmadan ne arıyorsun sen burada? Danışman:- Hepiniz çok iyisiniz ama davet edilmediğim bir baloda olmam doğru olmaz! Asker:- Maskeli ne? Ayrıca savaşta dövüşmek için davete ihtiyaç mı var? Krallığımız tehlike altında, Onu canımız pahasına korumak görevimiz! Zafer bizim olacak! Danışman:- Ha ha haha… Ya! Rollerinizi çok ciddiye aldığınızı söylemeliyim. Asker:- Zamanımızı harcama bizim! Şuna bir zırh verin! Diğer Asker:- O kadar zamanımız yok bir kılıçla bir kalkan verelim yeter!

Danışman:- Şey siz yanlış anladınız, ben bir asker değilim! Askerler danışmanı zorla savaşa götürmüşler ve savaşta danışman yaralanmış ve yere düşüp bayılmış. Danışman gözlerini açtığında iki tane düşman askerileri onu kaldırmış. Asker:- Ne! Ölmemiş! Hemen bunu alıp zindana atalım onu! O bizim düşmanımızdır!

Danışman:- Zindana mı? Hayır! Hayır! Hayır! Askerler onu ayaklarından tutup sürüklemişler ve talihli botlar danışmanın ayağından çıkmış ve büyü bozulmuş. Danışman birden kendisini Generalin evinin bahçesinde bulmuş. Danışman:- Ahh! Uyuya kalmışım!

Ne kadar da ayıp! Ne koydular yemeklerin içine! Ahh! Yanılmışım! Bu devir Kral Hans’ ın döneminden daha iyi! Kimse savaşı sevmez! Artı eve gidip rahat yatağımda uyuyabilirim! Danışman eve gitmiş ve talihli çizmeler generalin bahçesine tekrardan geri gelmiş. Hizmetçi çöpü dışarı atarken çizmeler rast gelmiş. Hizmetçi:- Ahh! Bu çizmeleri kim koydu buraya? Çok tuhaf! Ben onları içeride bırakmıştım! Madem buraya gelmişler bari ben giyim!

Ayaklarım üşüyor! Hizmetçiniz ayağı bir taşa takılıp düşmüş ve çöp torbası demir parmaklıkların değer tarafına gitmiş. Hizmetçi:- Ahh! Olamaz! Hizmetçi çöpe uzanmış ama yetişememiş. Yaşlı peri:- Lütfen söyleme o cümleyi! Lütfen! Hizmetçi:- Keşke vücudum şu torbaya yetişene kadar sığsaydı şu demirlere!

Küçük Peri:- Hayır! Ama çok geç kalmışlar. Hizmetçi:- Ooo! Nasıl oldu bu? Nasıl çıkacağım buradan? Ahh! Sıkıştım! Ne yapacağım şimdi? Keşke bu çöp torbası hiç olmasaydı! Ve birden çöp torbası yok olmuş. Hizmetçi:- Ne! Nereye gitti bu torba? Yaşlı Peri:- Doğru bir şey iste şaşkın!

Hizmetçi:- Etrafımda bir hayalet mi var! Niye bu olay başıma geliyor? Lütfen bağışlayın beni! Keşke o büyülü çöp torbasına hiç dokunmasaydım?

Demiş ve hizmetçi parmaklıktan kurtulmuş ve botları bırakıp arkasına bakmadan bağıra bağıra kaçmış. Periler en kötüsünün geçtiklerinin sandığı bir zaman da bekçi koşarak gelmiş. Bekçi:- Ne oldu? Kim bağıdı? Ne? Burada hiç kimse yok? On dakikadır mola veriyorum ve biri çığlık atıyor! Ne garip bir hayat! Buda ne? Bu çizmeler kimin? Vay canına çok rahatmış bunlar! Generalin olmalılar bunlar. Neyse bu saate kendisini rahatsız etmeyim!  Çok geç oldu yarın iade ederim artık! Ahh! General olmak büyük bir şans ve onur tabi!

Büyük bir eve! Emrinde hizmetliler! Ne güzel bir hayat! Keşke onunla yer değişebilseydim! O benden daha talihli! Demiş ve bekçi Generale dönüşmüş. Bekçi:- Ahh! Ne güzel bir hayat! Artık büyük bir evim var! İnsanlar bana saygı duyuyor! İnsanlar bana saygı duyuyor! Ne istersem yapabilirim! Hayatımı seviyorum! Bekçi artık dünyanın en mutlu insanıymış. Ama zenginlik insanı ne kadar mutlu edebilir ki? Bekçi:- Off çok sıkılıyorum! Ve çok yalnızım! Hayatımın geri kalanını yalnız geçireceksem bu hayatın bana ne faydası var! Keşke bir arkadaşım olsaydı!

Şu bekçi benden çok daha mutlu! Onun bekleyen bir ailesi var! Keşke onunlar yer değiştirebilsem! O benden çok daha talihli! Bekçi tekrar eski haline dönmüş. Bekçi:- Ooo! Ne garip bir rüyaydı. Ahh! Artık sahip olduğum hayata çok şükrediyorum!  Bir saat sonra eşimin ve çocuklarımın yanına gideceğim. Ben gerçekten de generalden daha şanslıyım. Demiş ve botları generalin kapısının önüne indirip eve gitmiş.

Sabah olmuş ve kapının önünde botları gören bayan hizmetçi botları generale götürüp Hizmetçi:- Efendim!  Sanıyorum bunlar bekçiye ait. General:- Evet! Ben kendisine veririm. Küçük Peri:- Off! Bıktım artık bu çizmelerden! Bir başkasının dileklerini gerçekleştirmeden geri almam gerekiyor.

Yaşlı Peri:- Evet! General bunları bir ara yere bırakacak. Herkes bakarken geri alamayız! General yolda yürürken yolda oturan küçük bir çocuk ile karşılaşmış. General:- Merhaba! Yalnız ve üzgün görünüyorsun! Çocuk:- Ne olmuş! Sana ne bundan! General:- Hava soğuk ve ayağında ayakkabı yok! Bu rahat ve yumuşak çizmeleri giyip ayaklarını korumak istemez misin? Çocuk:- İyide benim dileklerim kabul edilseydi ne isterdim biliyor musun? Yatacak bir ev ve bana bakan biri olsun isterdim! Sen sokaklarda tek başına yaşamak nasıldır bilemezsin.

Üstündeki elbiseler büyük bir ev ve güzel bir aileyle yaşadığını gösteriyor! General:- Ahh! Gerçekten de büyük bir evde yaşıyorum ama tek başımayım! Sıkıntılarını anlıyorum delikanlı! Gelip benimle yaşamak ister misin? Benim bir oğlum yok ayrıca güçlü ve ne istediğini bilen bir delikanlıya ihtiyacım var evde! Çocuk:- Ne! Sahi mi? General:- Ha ha haha… Evet! Tabi ki! Gel benimle! Çocuk:- Peki o çizmeleri giyebilir miyim? General:- Aaa! Bunlar sana çok büyük gelir ben sana yenilerini alırım! Hatta sana yeni giysiler de alacağım!

Oyuncaklar, şekerler… Şeker sever misin? Çocuk:- Evet! Hem de çok severim. Küçük Peri:- Aaa! Gördün mü? Benim çizmelerim gerçekten de şans getirdi! Yaşlı Peri:- Evet öyle! Giyilmedikleri tek anda bile! Kendinle o kadar gurur duyma! Bir adamı Kral Hans’ın dönemine gönderdin! Küçük Peri:- Ha ha haha! Yaşlı Peri:- İnsanların talihli çizmelere ihtiyacı yoktur! Onların tek ihtiyaçları birbirleridir!