Resim Yok
La Fontaine – Hayatı

La Fontaine – Hayatı

Jean de La Fontaine 1621-1695
17. yy şiirine damgasını vurmuş ünlü fabl yazarı.

Jean de La Fotaine, 8 Temmuz 1621’de Fransa’da Chateau-Therry’de doğdu. Babası Charles de La Fontaine, bir düke ait Chateau-Thierry’de polis muaviniydi. Annesi Françoise Pidoux ise orta halli bir aileden gelmekteydi. La Fontaine, ailenin en büyük çocuğu idi. Reims’de eğitimine başladıktan sonra 1641 yılının Mayıs ayında Saint-Magloire Okulu’na geçti. Avukat olma yolunda eğitimine devam etti.
1647 yılında babasının isteği üzerine 14 yaşında olan Marie Héricart ile evlendi. Marie, genç ve güzel olmasına rağmen La Fontaine’nin sevgisini kazanmayı başaramadı. Etrafda dedikoduların artması üzerine La Fontaine, bir süreliğine evden uzaklaştı. Bundan sonra hayatını Paris’te geçirmeye devam etti. Karısı ise Chateau-Thierry’de kaldı. Tek oğulları ise annesinin yanında eğitim almaya başlamıştı.

La Fontaine, evliliği bozulmadan önce de Paris’e birkaç defa gitmişti ancak o zamanlar Paris henüz gelişmekte olan küçük bir yerdi. Şair François de Malherbe’nin şiirleri ile tanışmasıından sonra içinde inanılmaz bir edebiyat aşkı doğmuştu. 1654 yılında ilk çeviri eseri “Eunuchus of Terence” yayımlandı. Bu çeviriden aldığı bir miktar parayı ailesine gönderdi. Ancak Paris’te kendi maddi durumu hiç iyi değildi. Hatta kendine ait bazı eşyaları elden çıkarmak durumunda kalmıştı. Kısa bir süre sonra kısa bölümlerden oluşan baladı “Les Rieurs de Beau-Richard”ı yazdı.

Şanssızlığı ve yoksulluğu onu yazmaya daha da itiyordu. Kısa süre içinde yazdığı şiirlerin ve baladların sayısı arttı. 1673 senesinde tanıştığı Madam de La Sabliére, onun hayatının değişmesini sağladı. Bu zamana kadar Paris’te yoksulluk içinde şiirlerini yazan La Fontaine, artık Madam de La Sabliére’nin himayesine girerek, ilim adamları, felsefeciler ve ünlü yazarlarla tanışma fırsatı buldu.

Diğer yazarlar tarafından masal yazarı olarak görülse de La Fontaine’nin bir çok şiiri de bulunmaktadır. Yazdığı masallarda hayvanlara ahlaki değerler ve kişilik karatarak bazı kişileri tenkid etmiş ve ahlaki dersler vermiştir. Edebiyatta teşhis ve intak sanatını kullanmıştır. Bu tarz eserleriyle döneminde geç üne kavuşan La Fontaine, eserlerinde iyi ile kötüyü ayırt edici şekilde belirtir.

La Fontaine’nin masalları toplamda 238 adet olup, bunlar 12 kitapta toplanmıştır. 1668’de basılan ilk kitapta toplam 124 masal vardı. İkinci cild 1678’de en son kitap ise 1694’te basılmıştı. Masal ve şiirlerinin yanında roman ve piyes çalışmaları da olmuştu. 1695 yılında “Kontes” adlı şiirli hikayesi sayesinde Fransız Akademisi’ne kabul edilmişti. Kısa bir süre sonra 13 Nisan 1695’te Paris’te öldü.

Eserleri Türkçe’ye Recaizade Mahmut Ekrem, Tevfik Fikret ve Orhan Veli Kanık tarafından çevrilmiştir. ..

Masalların büyük bîr çoğunluğu, ünlü Hint filozofu Beydaba‘nın Kelile ve Dimne adlı eserinden alınmıştır. La Fontein, bu hikayeleri kendisinden de bir şeyler “katarak” eğitici masallar haline getirmiştir. Aynı zamanda, La Fontein masalları kendi yaşadığı dönemin olayları ile de bağdaştırılarak, insanlara eğitici mesajlar verilmeye çalışılmıştır.

La Fontein Masalları Örnekleri:

Ağustos Böceği ile Karınca:

Cırcırböceği çaldı saz,
Bütün yaz.
Derken kış geldi çattı.
Seninkinde şafak attı. ı
Baktı ki yok hiç yiyecek,
Ne bir sinek, ne bir böcek;
Kalktı karıncaya gitti;
Yandı, yakıldı, ah etti. ,
Üç beş buğdaydan ne çıkar,
Gelecek mevsime kadar
Birkaç tane borç istedi.
“İnayet buyurun,” dedi.
“Yemın-i billah ederim,
Eylüle kalmaz öderim.”
İşin kötüsü, karınca
Borca hiç alışmamışh;
Bu ricacıya çıkıştı;
“Ne yaptınız yaz boyunca?”
“Ne mi yaptım? Saz çaldım, saz!”
“Ya öyle mi? Demek ki siz Yazı sazla geçirdiniz . Şimdi de oynayın biraz”

Tamah:Ağzında kemik, geçerken sudan, Bir köpek kendi aksini görür. Başkasını sanır karşıda duran, Köpeğin tamah, gözünü bürür. “Ne güzel bak, der; ondaki kemik, Şüphesiz benim daha çok çevik.” Ağzını açıp o hücum eder, Kemiği fakat ağzından gider. Tamaha düşen ne olur bakın; Açgözlü haris olmayın sakın.

LA FONTAINE ESERLERİ:

1. Ağustosböceği ile Karınca
2. Karga İle Tilki
3. Kurt ile Kuzu
4. Tavşanla Kaplumbağa
5. Kurt ile Köpek
6. Tilki ile Leylek
7. Horoz ile Tilki
8. Kedi ile Fareler
9. Kurt ile Leylek
10. Tarla Faresi ile Kent Faresi
11. Kurbağa ile Korkak Tavşan
12. Güvercin ile Karınca
13. Değirmenci Oğlu İle Eşeği


Renkli, resimli. Titiz bir anlayışla her bir eser, pedagojik kriterler doğrultusunda incelendi; çocukların ruh dünyasında olumsuz izler bırakabilecek ifadelerden arındırıldı ve üsluplandırıldı. Kitaplarımız, alanında uzman çizerlerce resimlendi. Sonunda ortaya çocukların beğeniyle okuyacakları; kapağı, cildi ve sayfaları rengârenk, şipşirin ve sağlam metinli kitaplar ortaya çıktı.

Bir zamanlar geçimini odunculuk yaparak sağlayan bir adam varmış.Günün birinde dağda odun keserken, bir koyun sürüsünün kendisine doğru geldiğini görmüş.”Belkide sahipleri yoktur, şunlardan birini alırsam” diye aklından geçirmiş…

Kente yerleşen köy faresi, köydeki akrabasını görmeye gelmiş. Akrabası onu çok severmiş. Candan karşılayıp ağırlamış. Yedirmiş, içirmiş. İçten bir konukseverlik göstermiş.

Bildiğiniz gibi.Ağustosböceği ötücü bir böcektir.Gün boyunca durmadan öter.Ömrünü, sürekli ötmekle geçirir.Ayrıca tembellikle de ün sahibidir…

Köylünün biri, bir gün pazara gitmiş. Amacı kümesi için yeni bir tavuk almakmış. Ama o, her gün yumutlayan bir tavuk peşindeymiş. Nihayet aradığı tavuğu bulmuş. Parasını verip, tavuğu almış.

Yazın cırcır böceği
Gördünüz mü çocuklar?
Görünmekten hoşlanmaz;
Öter ha öter, durmaz.

Cırcır da cırcır, cırcır!
Cırcır da cırcır, cırcır!