La Fontaine Masalları

La Fontaine – Hayatı

Jean de La Fontaine 1621-1695 17. yy şiirine damgasını vurmuş ünlü fabl yazarı. Jean de La Fotaine, 8 Temmuz 1621’de Fransa’da Chateau-Therry’de doğdu. Babası Charles de La Fontaine, bir düke ait Chateau-Thierry’de polis muaviniydi. Annesi Françoise Pidoux ise orta halli bir aileden gelmekteydi. La Fontaine, ailenin en büyü

Aslanın Sarayı

Aslan ormandaki hayvanları sarayına davet etmiş. Hem onlarla tanışmak, hem de ormanın sorunlarını konuşmak istiyormuş. İçeri ilk olarak içeri giren ayı saraydaki kokuyu beğenmemiş. Eliyle burnunu tutup yüzünü buruşturmuş. Ağzından da “Öffff çok pis kokuyor.” Sözleri dökülmüş. Aslan bu işe çok kızmış. Sarayın

Kendini suda gören geyik

Geyiğin biri kendini görmüş de Bir kaynağın tuttuğu aynada, Güzel boynuzlarına hayran olmuş; Ama ardından pek üzülmüş Çöp gibi bacaklarını görünce; Eriyip gidecekler neredeyse suda. -Bir şu başa bak, bir de şu ayaklara, Demiş geyik, baktıkça dertlenerek; Alnımda yükselen güzelim ormanı Bu sıska bacaklar mı

Tilki ile Leylek

Tilki hocanın iyiliği tutmuş bir gün Hacı leyleği yemeğe buyur etmiş – Ama, demiş tilki, bizde misafir Umduğunu değil bulduğunu yer. Meğer tilkinin cimrisi hepsinden betermiş Bir çorba çıkarmış topu topu O da sulu mu sulu Hem nerden getirse beğenirsiniz? Tabakta. Leylek gagasıyla uğraşadursun Tilki bitirmiş hepsin

Kurt ile Tilki

Bu çölün bittiği yerde ve bu bayırın başladığı taşın dibinde benden başka canlının olduğunu bilmiyordum. Ah sizi burada gördüğüme nasıl memnun oldum.” Tilki bakmış kurt hiç tepki göstermiyor, rahatça girmiş bayıra daha çok yaklaşmış kurda. “Gel kurt dost, dost olalım” demiş. Kurt buna da itiraz etmemiş, dost

Aslan Payı

Evvel zaman içinde bir gün, Kısrak, keçi ve kız kardeşleri koyun Bir aslanla birlik olmuşlar. Yaman bir aslanmış bu, çevrenin derebeyi. Kazançta da, kayıpta da ortağız demişler. Ertesi gün bir geyik düşmüş nasılsa Keçinin kurduğu ağlara. Hemen ortaklarına haber salmış keçi. Toplanmışlar hemen ve aslan Pen

Tavşan ile Kaplumbağa

Bir varmış bir yokmuş.. Ormanın birinde herkesten hızlı koşmakla övünen bir tavşan yaşarmış. Bu tavşan, daima kaplumbağanın yavaşlığı ile dalga geçermiş. Sonunda, kaplumbağa ona: “Sen kendini ne sanıyorsun? Tamam, hızlı koştuğun doğru, ama sen de geçilebilirsin!” diye yanıt vermiş. Tavşanı gülme tutmuş: “Be

Tembel Tavşan

Bir zamanlar ormanda korkunç bir kuraklık başlamış. Yaz gelip geçtiği halde, tek bir damla bile yağmur yağmamış. Susuzluk hayvanların canına tak edince, bu duruma bir çare bulmak için toplanmışlar. İçlerinden birisinin teklifi üzerine, bur kuyu kazmaya karar verip çalışmaya başlamışlar. Bütün hayvanlar, hatta kuşlar bil