Resim Yok
İrem Şehri ve Ad Kavmi

İrem Şehri ve Ad Kavmi

Hz Hud halkının durumunu yakından biliyordu. Peygamberlik vazifesini alır almaz onları başına toplayarak şu açıklamayı yaptı:

-Ey zengin ve güçlü İrem halkı, ben size Allah’ın gönderdiği bir elçiyim, bir peygamberim, Allah’tan korkun ve bana itaat edin. Ad kavmi şaşkın şaşkın birbirlerine baktılar. Böyle bir teklifi beklemiyorlardı.

-Bizden ne istiyorsun Ey Hud, açık konuş dediler.

Hud peygamber:
-Yalnızca Allah’a ibadet edin, ondan korkun, putlara tapmaktan vazgeçin sizden istediğim bu karşılığını verdi. Bu sözler Ad kavmini kızdırtmıştı, Hz Hud’a sertçe çıkıştılar. Bizi bunun için mi başına topladın. Sende bizim gibi insansın bize nasıl peygamber olabilirsin. Biz babalarımızın taptığı putlardan vazgeçemeyiz.

Hz Hud onlara gereken cevabı verdi:

-Allah size doğru yolu göstermek için aranızdan beni peygamber seçti. Benim görevim insanlarla alay etmek ve eziyet vermek gibi kötü işlerden sizi vazgeçirmektir. Ayrıca putlara tapmayı bıraktırarak Allah’a ibadet etmenizi sağlamaktır. Bunun garip karşılayacak nesi var. Hud peygamber yılmadan usanmadan hakkı anlatmaya devam ediyordu. Maddi güç ve çıkardan başka hiç bir değer ölçüsü tanımayan Ad kavmi, onun bu gayretine bir türlü mana veremiyordu.

Onlara göre bu gayretin altında mutlaka maddi bir menfaat yatıyordu. Bu fikri bir gün Hud peygamberin yüzüne karşı da söylediler. Hud peygamber bu suçlamaları şiddetle reddetti. Ben sizden hiçbir menfaat, ücret, mükafat istemiyorum. Benim ücretim Allah’a aittir, mükafatımı da o verecektir.

Sizden istediklerim kendim için değil yine sizin iyilik ve mutluluğunuz içindir. Kendisini dinlemeyip putperestliğe devam ederlerse Allah’ın azabına uğrayacaklarını da sözlerine ekledi Ad kavmi Hz Hud‘un bu ikazına da kulak asmadılar. Bizi birde azapla mı tehdit ediyorsun, kim karşımıza çıkıp bizle savaşmayı göze alabilir. Güç ve kuvvet bakımından kim bizden daha üstün olabilir dediler.

Hud peygamber bu sözlere de, ey kavmim sizleri yaratan Allah sizden çok daha kuvvetli ve güçlüdür. zaten size bu kuvveti ve zenginliği verende o değil midir. Eğer üzerinize bela ve azap gönderirse asla mani olamazsınız, onun gücü her şeye yeterlidir karşılığını verdi. Ad kavmi iyice kızmışlardı, git rabbine söyle de azabını göndersin bakalım, bize gücü yetecek mi diyorlardı. Bu sözler Hud peygamberi çok üzdü, kavminin yola gelmesi için başına bazı felaketler gelmesi şarttı.

Böylece gururları belki kırılırdı. Acizliklerini ve zayıflıklarını anlayabilirlerdi. Bu düşünceyle diz çöküp Allah’a yalvardı:

-Yarab onlara azabını tattır dedi. Allah’ta Hud peygamberin duasını kabul etti.