Resim Yok
Hz Vahşi Kimdir?

Hz Vahşi Kimdir?

Hicret’in 3. Yılında 3000 kişilik müşrik ordusu ile 1000 kişilik İslam ordusu Uhud dağı yamaçlarında karşı karşıya geldiler. Efendimiz şehre kapanmak ve savunma savaşı yapmaktan yanaydı. Ancak yapılan istişareler sonucunda genç komutanlar düşmanla şehrin dışında muharebe edilmesinde ısrarcı oldular.

Peygamberimiz genç Müslümanları kırmadı. Mekkeli müşriklerin ordusunu Uhud Dağı eteklerinde bin kişilik ordu ile beklemeye başladı. Müthiş bir savaş oldu. İslam ordusu başlangıçta üstünlük sağladı, sonrasında Peygamberimizin yerlerinize asla terk etmeyin tembihinde bulunduğu 50 okçunun, nasılsa savaşı kazandık.

Bizde ganimetten payımıza düşeni alalım düşüncesiyle yerlerini terk etmeleri savaşın müslümanların aleyhine dönmesine sebep oldu. Savaşın sonunda müşrik ordusu geri çekilerek Medine’ye terketti, bu savaş Hz Peygamberimizin kuşkusuz çok büyük yara aldığı ve çok üzüldü bir muharebe olarak sonuçlandı.

Hazreti Peygamber bu savaşta yaralanmış, 70 sahabeyle birlikte amcası Hazreti Hamza’da şehit olmuştu.

Hazreti Hamza’yı vahşi isimli habeşli bir köle şehit etti. Vahşi Hz Hamza’nın Bedir Savaşı’nda öldürdüğü Tuay Man’in kardeşinin oğlu Cübeyir bin mutinin kölesiydi.

Cübeyir ona Hamza’yı öldürürsen seni azad ederim ve tahmin edemeyeceğin büyük bir servet veririm vaadinde bulunmuştu. Daha o zamanlar Müslüman olmamış olan Ebu Süfyan’ın hanımı Hint de babasının ve amcasının intikamı için vahşiye büyük mükafat vaat etmişti.

Mızrak atmadan son derece mahir olan bu köle savaş boyunca sinsice Hz. Hamza’yı takip etti ve karşısına çıkma cesareti gösteremeden, kalleşçe sırtından mızrakla vurdu. Allah’ın aslanı lakaplı Hz. Hamza, uhud günü şahadet şerbetini içti, vahşi bununla da yetinmeyerek Hz Hamza’nın bedenini parçaladı.

Ciğerlerini çıkartarak ödül almak gayesi ile efendisine götürdü. Hint isimli kadın Vahşi‘den Hz Hamza’nın öldürüldüğü haberini alınca, üzerindeki bütün ziynet eşyalarını çıkarıp vahşiye verdi ve Hz Hamza’nın ciğerlerini dişledi. Savaş bitmiş herkes evine dönüyordu.

Medine’de 70 evde feryatlar yükseliyor yas tutuluyordu. Hz Peygamber, Hz Hamza’nın evine derin bir teessürle girerken gözyaşlarını tutamadı. Her Şehidin ağlayanı var ama benim amcamın ağlayanı yok dedi ve göz yaşlarına boğuldu.

Onun mahsunluğu, ağlaması ve bu sözleri Medine’de yankı buldu. Yüzlerce kişi Hz Hamza’nın evine koştu. Efendimizin acısını paylaştı. Vahşi hedefine ulaşmıştı. Kölelikten kurtuldu büyük bir servet ile Mekke’ye geri döndü.

Altı ay sonra Mekke müslümanlar tarafından fethedildi. Vahşi taife kaçtı. Taif halkı islama girmeye başlayınca kaçtı adım adım islam onu takip ediyordu sanki.

Bu işin peşini bırakmaz diye düşünüyor ve korkuyordu. Bir gün Allah Resulü’nün kendisini İslam’a davet ettiğine dair bir haber geldi vahşiye. Şaşkındı, nasıl olurdu Hazreti Peygamber gerçekten affedecek miydi kendisini. O affetse Allah bağışlayacak mıydı günahlarını, kurtuluş ve cennet umudu var mıydı onun için.

Allah resulü’ne haber gönderdi kendisi için af var mıydı ,umut var mıydı ,Cennet var mıydı ayet nazil oldu.

Ancak tövbe edip ve salih amel işleyenler başka. Allah İşte onların kötülüklerini iyiliklere çevirir. Allah çok bağışlayandır çok merhamet edendir.

Hazreti Peygamber bu ayeti vahşi’ye  gönderdi bir haberciyle, vahşi burada iman etme, salih amel işleme gibi şartlar var. Belki ben bunlara güç yetirememek diye cevapladı. İnen bu ayet onu tam  tatmin etmemişti.Bir takım şartlar vardı zira ,bir ayet daha nazil oldu.

Mesaj şuydu Şüphesiz Allah kendisine ortak koşulmasını asla bağışlamaz. Bunun dışında kalan günahları ise dilediği kimse için bağışlar.

Allah’a şirk koşan kimse şüphesiz büyük bir günah işleyerek iftira etmiş olur. İnen bu ayetlerle Yüce Allah, Peygamberi aracılığıyla günahkar katil bir koluyla adeta konuşuyordu.

Hz. Peygamber gelen ayeti yazdırdı ve vahşiye gönderdi. Hayır olmadı kafi değil. Bu da yetmez. Bundan başkası var mı diye haber gönderdi vahşi yeniden ve ayetinde üçüncü kez vahşi hakkında.

De kiey kendilerinin aleyhine aşırı giden kullarım. Allah’ın rahmetinden ümidinizi kesmeyin. Şüphesiz Allah bütün günahları affeder.

Çünkü o çok bağışlayandır çok merhamet edendir. Vahşi sevindi kendisini muhatap alan ayetler inmişti. Tamam diyordu vahşi, tamam şimdi oldu.

Daha sonra başı başı önde yüzü örtülü vaziyette Allah Resulü’nün huzuruna geldi.

Selam verdi. Efendimiz selamı aldı. Vahşi dedi ki ya rasulallah bir kimse Allah’a ve rasulüne düşmanlık yapsa en çirkin en kötü günah işlese sonra pişmanlık duyup samimi bir şekilde iman etse,Resulullah’ı canından çok seven birisi olarak onun huzuruna gelse bunun cezası karşılığı nedir.

Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu ki:

İman eden hatalarından düşmanlık duyan affolunur bizim kardeşimiz olur.

Ya resulalIah ben iman ettim, günahlarıma pişman oldum. Allah teâlâ’yı onun resulünü herşeyden çok seviyorum. Ben vahşiyim.

Efendimiz o an amcası Hz Hamza’nın şehid edilmiş halini hatırladı ve gözlerinden yaşlar akmaya başladı.

Vahşi öldürüleceğini sanarak kapıya yöneldi. Ashab-ı Kiram kılıçlarını sarılmış işaret bekliyorlardı.

Vahşi herhalde son anları mı yaşıyorum derken Cebrail Aleyhisselam geldi ve Vahşi’nin Allah tarafından affedilmiş olduğunu bildirdi. Bunun üzerine Resulallah ashabına:

-Kardeşinizi buraya davet edin dedi. Sahabe saygıyla vahşiye Resul’ünün davetini iletti.

Vahşi rahatlamıştı ama ayak bağları tutmuyordu. Hayret, sevinç ve mutluluk içinde kelime-i şehadeti söyledi.

Ben şehadet ederim ki Allah’tan başka ilah yok. Hz Muhammed Allah’ın resulüdür.

Peygamber Efendimiz vahşie affolunduğunu müjdeledi ve ardından fakat seni görünce dayanamıyorum elimde olmadan üzülüyorum dedi. Hz Vahşi Resulallahı üzmemek için bir daha onun yanına gelmedi,

süratle yanından çıktı, derin bir nefes aldı, yeni bir hayat başlıyordu artık kendisi için ama başı önde mahçup yaşadı hep. Resulallah’ın sohbetlerine katılamadı. O kadar çok sevmesine ve o kadar istemesine rağmen iştirak edemedi. Allah’ta, Resulallah’ta onu bağışlamıştı,

hakkında ayet nazil olmuştu. Bu da ona yeterdi. Bazı sahabeler Efendimizin huzuruna geldi o günlerde duymuşlardı inen ayetleri ve vahşinin müslüman oluşunu.

Dediler ki ya rasulallah bizler de vahşi gibi pek çok günah işledik. Ayetlerde ki müjdeler bizleri de içine alıyor mu? Allah rasûlü’nün hepimizi sevindirecek ve ümitlendirecek cevabı şöyleydi:

-Bu şartlar ve vaadler bütün müslamanlar için geçerlidir. Peygamber Efendimiz bu ayetin ortaya koyduğu müjde’nin büyüklüğüne dikkat çekmek için şöyle buyurmuşlardır. Bu ayeti dünyaya ve dünyada bulunan hiçbir şeye değişmem.

Vahşi’nin Hidayetinden kısa bir süre sonra Rasulullah ahirete göç eyledi. Vahşinin büyük günahı bağışlanmıştı ama o şimdi büyük bir şeyler yapmak istiyordu günahlarının kefareti için.

İşte o zaman belki bir nebze olsun rahatlaya bilirdi. İç dünyasında fırtınalar koparken cihat aklına geldi. Cihad ederek ve büyük yararlılıklar göstererek belki diye düşündü.

Resulullah’ın vefatılarından kısa bir süre sonra islam dünyasında meydana gelen bazı irtidat hadiseleri ve sahte peygamberlerin zuhuru bu fırsatı ona sağlayacaktı.

Hicret’in 11. yılında Hz Ebubekir döneminde İslam ordusu yalancı peygamber müseylemetül Kezzab onun takipçilerine yönelik bir sefer için yola çıktı.

Bu Ordu’nun başkomutanı İslam tarihinin en yetenekli komutanlarından Halit Bin Velitti. Hz Vahşi Sessiz sedasız kimselere görünmeden bu orduya bir nefer olarak katıldı, ortalıkta büyük bir fitne vardı.

İslam ordusu Hanife oğullarının desteklediği ve asıl adı mesleme bin Habil olan bu sahte peygamberin taraftarlarıyla Yemame Savaşı’nda karşı karşıya geldi. 633 yılında gerçekleşen bu harpte Hz Vahşi yalancı peygamber müseylemetül kezzabı,

Hz Hamza’yı şehit ettiği mızrakla öldürmeyi başardı. Bir nebze olsun yüreğine su serpilmişti, islam için büyük bir iş yapmıştı. Rahatlamıştı. O tarihten sonra şöyle denilmiştir.

Vahşi yeryüzü  halkının en hayırlısını ve yeryüzü halkının en şerlisini öldürmüştür.