Resim Yok
Gıybet

Gıybet

Berna uzun zamandır görüşmediği arkadaşlarıyla, Yıllar sonra bir kahvaltıda buluşmuştu. Arkadaşlar arasında, Üniversiteyi bitirip Doktor, Öğretmen, Avukat olanlar, Evlenip çoluk çocuğa karışanlar vardı. Kendisi bir firmada gıda mühendisiydi. Yıllara rağmen arkadaşlıklarının devam ediyor olmasına mutlu oldular, Uzun uzun geçmişten okul yıllarından Ve öğretmenlerinden söz ettiler.

Matematik öğretmenleri Murat Bey’in Dersi güzel anlattığından, Özel hayatı ile ilgili sorunlarını derse taşımasından duydukları rahatsızlığı dile getirdiler. Bir arkadaşları da İngilizce öğretmenlerinin Geveze dilinden, Türkçe öğretmenleri Tarık Bey’in kendini beğenmiş tavırlarından dert yandı.

Suna adındaki arkadaşları aralarında O gün olmayan Hilal’in sorumsuzluk yapıp, Kahvaltıya gelmemesinden dert yanıyordu, Bir ay öncesinden buluşacakları belliydi, Herkes buna göre programını ayarlamıştı, Hilal ayarlamadığı için Suna’ya göre suçluydu. Hemen söze girip yanlış düşündüğünü Bir işi çıktığı için gelememiş olabileceğini söyledim. Suna ise Gelmemiş olması Bence sorumsuzluk, Tamam Gelmediyse arayıp haber verseydi bari, Bizi beğenmiyor olmalı diye karşılık verdi.

Berna bu kahvaltının tadının kaçtığını düşünüyordu. Aynı sınıfta okuyan kişilerin, Birbirlerinin arkasından atıp tutmalarından rahatsız olmuştu, Oysa şimdi kimlerin nerelerde ne işlerle uğraştıklarını konuşabilirlerdi. Berna Eski öğretmenlerinin veya arkadaşların arkasından yapılan Bu olumsuz konuşmaların Onların Ölü et yemekten farksız olduğunu söyledi, Bunu herkes çok şaşırmıştı, Ölü etini yemek ne demekti, Berna bu durumu onlara şu olayla anlatmayı tercih etti;

Gıybet ile ilgili kıssa

” Peygamberimiz ve sahabeleri bir gaza yolundaydılar Sahibelerden bazıları acıkmıştı, işlerinden selman-ı Farisi kendisinden yiyecek bir şeyler istemek üzere Peygamberimizin huzuruna gönderdiler, Arkadaşlarının istekleri üzerine Peygamberimizin yanına doğru yola çıktı, Geride kalanlardan bazıları Onun arkasından konuşarak : -Selman Ağzına kadar su ile dolu bir kuyunun başına varsa Kuyunun suyunu kurutur, eli boş döner demişlerdi.

Arkasından söylenenlerden habersiz olan Selman, Peygamberimizin yanına vardığında arkadaşlarının isteklerini iletmiş, Peygamber Efendimiz ise ona hiç beklemediği bir cevap vermişti. Git Arkadaşlarına söyle Onlar Yemeklerini yediler Bu cevaba çok şaşıran Selman, Arkadaşlarının nasıl olup da Kendisinin gidişinin ardından Yiyecek bulduklarını merak içinde Onların yanına dönerek sormuş, – Siz yiyecek bulmuş ve yemişsiniz. Arkadaşları Hayır biz ağzımıza koyacak bir lokma dahi bulmuş değiliz diye cevap vermişler. Arkadaşlarının bu cevabı üzerine hayrete ve şaşkınlığı daha da artan Selman, işin aslını öğrenmek üzere Tekrar Peygamber Efendimizin huzuruna dönerek, Ona bu durumu sorduğunda, Peygamberimiz Selman’a şöyle cevap vermiş – Onlara söyle Sen buraya gelirken Arkandan konuşup Gıybetini edip Senin etini yani kardeşlerinin yediler, Bu onlara yeter Daha ne yemek istiyorlar ki.”

Berna arkadaşlarına dönerek işte arkadaşlar, Sizin yaptığınız da bu durumdan farklı bir şey değil, Siz konuşurken Ben bir köşeye çekilip Hilal’i aradım Neden gelmediğini sordum, Annesini acilen ameliyata almışlar, Beyin damarlarından birisi tıkanmış Şu anda hastanedeymiş, Paniğe kapıldığından aklına ne kahvaltı nede bizi aramak gelmiş, Şimdi siz anlamadan dinlemeden onun arkasından atıp tutmakla iyi etmediğinizi anladınız mı?, Anlayacağınız Gıybet edenle Gıybete kulak veren suç ortağıdır.

Kahvaltıya katılan diğer arkadaşlarının yüzü kızarmış, Utanmışlardı. Yaptıklarının yanlış olduğunu anlayarak üzülmüşler, Bir daha başkalarının arkasından konuşmamak için Kendi kendilerine söz verdiler, Çünkü insanların hangi haller içinde olduklarını anlayamazlardı.