Resim Yok
Duygusal Anne Çocuk Hikayesi

Duygusal Anne Çocuk Hikayesi

Yine akşam karanlığında varmıştık mahalleye. Çukurkayalıklarda oynarken birçok defa düştüğüm için ayaklarım yine yara içinde kalmıştı. Arkadaşlarımdan ayrılıp eve yöneldiğinde, annemin avlu kapısının önünde sinirle beni beklediğini gördüm.

Daha önce defalarca uyarmıştı beni uçurumlarla dolu o yüksek kayalıklara gitmem için. Fakat o zamanlar yaramazlık kanıma işlemiş gibi durduğum yerde duramıyordum.

Korkuyla yaklaştım yanına. Arkasında bir şey sakladığını hissetmiştim. Bir kaç adım daha korkuyla yaklaştığımda, elini arkasından çekmiş ve bizim yörede ”çıpçık” dediğimiz taze ve kırılması zor bir filiz dalı çıkartmıştı..”Anne vallahi bir daha gitmeyeceğim…”

diyecek olduğum an ise bana vurmaya başlamıştı. Her vuruşunda esnek filiz dalı vücudumda derin bir kızarıklık ve acı bırakıyordu.

”-Ben sana bir daha o uçuruma gitmeyeceksin demedim mi? Yüreğime mi indireceksin sen?” diye bağırıp çağırırken biryandan gözyaşı döktüğünü görmüştüm. Babam evden koşup zor durdurmuştu annemi.

Ben ise ” madem üzülüyor, bana neden vuruyor” diye içten içe bu durumu sorgulamaktan kendimi alamamıştım. Belki vücudumdaki acıyla bir saat ağladım akşam ve annemle küsmeye karar verdim bu yaptığından dolayı. Yaptığı yemeği yemiyor, bana laf atınca cevap vermiyor, annemle aynı ortamda bulunmamaya özen gösteriyordum.

Hemen yanımızda evleri olan amcamlarda yemeğe başlamıştım yemeğimi ve tam bir ay hiç konuşmadım annemle. Ne kadar yanıma gelip, arayı yumuşatmaya ve benimle konuşmaya çalışsa da oralı olmadım.

Geceleri odama geldiğinde uyuyor numarası yapardım. O da gözyaşlarıyla saçlarımı okşardı. Fakat tüm bunlara rağmen sokak ortasında beni dövmesini affedemiyordum.

Bir yanda her gün Çukurkayalıklara gitmeye devam ediyordum arkadaşlarımla. Bir gün yine oradayken, aramızda bir yarış düzenlemiştik. Kayaların en zirvesine kim çıkarsa yarışı o kazanacaktı. Dizlerimiz yara içinde kalmıştı daha ilk metrelerde.

Elimden geleni yapıp en zirveye çıkmıştım dakikalar içinde. Yarışı kazanmıştım. Fakat tam aşağıya ineceği sırada merdiven olarak kullandığım taşlardan biri biranda ayağımın altından kayınca, küçük bir kaya parçasına zor tutunabilmiştim.

Fakat ellerim yorulmaya başlamıştı biraz sonra ve ne yapsam oradan bir türlü kurtulamıyordum. Arkadaşlarıma hemen köye gidip babamı çağırmalarını söyledim.

Fakat hasat zamanı olduğu için evde bir tek annem varmış o gün ve olayı duyunca korkudan yüzü bembeyaz hale gelmişti Çukur kayalıklara ve bulunduğum noktaya kadar gelip, beni kurtardı.

Biraz aşağıda basabileceğim başka bir taşa erişmeyi sağladı ve ben aşağıya inip annemi beklemeye başladım. Fakat yükseklik korkusu olduğu için başı dönmeye başlamıştı o anda ve biranda tutunduğu yerden ellerini bırakmış ve uçuruma yuvarlanmıştı.

Korkudan ne yapacağımı bilemiyor ve sürekli ağlıyordum annemi uçurumun dibinde kanlar içinde gördüğüm için. Babama biri haber vermiş olacak ki, koşarak gelmişti dakikalar sonra. Annemi kucağına aldığı gibi şehre doktora götürdük birlikte.

Fakat annem uçurumdan düştüğüne, vücudu çok ağır hasar almıştı ve o günden sonra felç kaldı. Ne konuştu, ne yürüyebildi. Hastaneden eve geldiğimizde salonda büyük bir pasta görmüştüm. ”Canım oğlum doğum günün kutlu olsun” yazıyordu üzerinde.

O akşam yüreğimdeki acı ve suçluluk duygusuyla hiç durmadan ağladım ve o günden sonra kendimi hiç affetmedim. Her gece, evdekiler uyuduğunda annemin yanına giderek saçlarını ben okşuyorum bu defa.

”Gülüşünü, benimle konuşmanı o kadar özledim ki anneciğim.” Derken hıçkırıklara boğuluyordum. Annemin o gün neden beni dövdüğünü şimdi çok iyi anlamıştım.

Bana söz dinletemediği içi, korkutma yolunu seçmişti. Bana bir şey olacak korkusuyla gözyaşı dökmüştü vururken de. Anneler, evlatları için gözlerini kırpmadan canlarını verebilirler. Hadi şimdi hayattayken uzaktaysa arıyalım. Yanımızdalarsa ellerini öpüp ne kadar sevdiğimizi söyleyelim onlara. Annelerimizin kıymetini bilmek duasıyla.