Resim Yok
Ad Kavmine Tuzak

Ad Kavmine Tuzak

Allah Hz Hud‘u dinlememelerinin cezası olarak Ad kavminin yağmurlarını kesti. Bunun üzerine şehirdeki bağlar, bahçeler kurudu. Hayvanlar susuzluktan telef oldu. Güçlü kuvvetli ad kavmi güçsüz ve dermansız hale düştü. Hiç kesilmeden bunaltıcı kuru bir rüzgar esiyordu. Halkın dudakları çatlıyor zorla nefes alıp veriyorlardı. Tozdan dumandan göz gözü görmüyordu. Bu hal 3 yıl kadar sürdü.

Bu süre içinde Hz Hud boş durmuyor Hakkı anlatmaya devam ediyordu. Ad kavminin ileri gelenleri başlarına gelen bu felaketi Hz Hud‘un uğursuzluğuna vermişlerdi.

-Ey Hud sana bir şey diyemeyiz kötü niyetinin olmadığını biliyoruz. Ancak putlarımıza hakaretler yağdırdığın için onlar tarafından çarpıldın. Sana delilik geldi bu yüzden böyle akıl almaz işlere karıştın, senin yüzünden bizde putlarımızın gazabına uğradık, bu hallere düştük dediler.

Hz Hud‘a söyleyecek hiç bir şeyleri kalamayınca şimdi de delilikle suçluyorlardı. Hz Hud’un bu iddiaya cevabı sert ve kesin oldu.

-Ey halkım Allah şahit olsun ki taptığınız putlar kimseye ne fayda nede zarar verebilirler. Şayet onlarda başkasına tesir eden bir güç varsa daha ne duruyorlar, harekete geçip beni yok etsinler ya. Hz Hud putlara ve onlara meydan okuyanlara açıkça meydan okuyordu. Bu cesaretinin de nereden geldiğini şöyle izah ediyordu:

-Ben üzerime düşeni yaptıktan sonra Allah’a tevekkül ettim, işlerimde onu vekil tuttum. Putlara ve size bu meydan okuyuşum ona olan imanım ve güvenim sayesindedir. Kıtlık ve kuraklık devam ediyordu. Hz Hud da bıkıp usanmadan vazifesini yapmaya çalışıyordu. Kavminin başına gelen bu belanın sadece bir uyarı olduğunu söylüyor. Eğer doğru yolu seçmezlerse asıl bela ve azabın o zaman geleceğini bildiriyordu.

Ad kavmi Hz Hud‘un bu sözlerine kızıyor, hele tehditlerine iç dayanamıyorlardı. Nihayet günün birinde ona:

-Ey Hud senin işin gücün bizi putlardan uzaklaştırmaya çalışmak mı. Yeter artık bu saçmalıklarına bir son ver, bu tehditlerinden de vazgeç. Zaten başımıza gelenlerde hep senin bu sözlerin yüzünden değil mi dediler. Bu özler Hz Hud’un sabrını tüketmeye yetmişti. Demek ki kavminin başına ne gelirse gelsin doğru yola gelmelerine niyetleri yoktu. Aslında azabı çoktandır hak etmişlerdi Hud peygamberin duasıyla geciktiriliyordu.

Hz Hud onlardan ümidini kesince azabın gelmesine artık hiçbir engel kalmamış oluyordu. Hz Hud bu akıbeti şu sözleriyle kavmine duyurdu:

-Artık siz bu sözlerinizle şirke iyice  saplandığınızı gösteriyorsunuz. Bundan böyle her an azabın gelip sizi yok etmesini bekleyin. Sizinle beraber bende bekleyeceğim. Bakalım bunca senedir tabut durduğunuz putlarınız sizi bu beladan kurtara bilecek mi. Hz Hud kavmine bu son sözleri söyledikten sonra hemen harekete geçti.

Müminleri alarak onları kavminin bulunduğu yerden uzakça bir yere götürdü, gelecek azabı birlikte beklemeye başladılar.